Tehlikeli İlişkiler ;
Uzun yıllar medya etiği dersleri verdim, kitaplar, makaleler yazdım. 20 yıl Basın Konseyi Yüksek Kurulu üyeliği yaptım. Şimdi soruyorlar: Seçim gecesi CHP adayı Muharrem İnce ile Fox TV sunucusu İsmail Küçükkkaya arasında yaşananlar hakkında ne düşünüyorsun? Küçükkaya’nın yaptığı medya etiğine uygun muydu? Hatırlatayım: Küçükkaya programlar dolayısıyla tanıdığı İnce’ye geceyarısından sonra bir mesaj atıp nerede olduğunu sormuş. Gerçekten o sırada milyonlar bu soruya yanıt arıyordu. İnce de “arkadaşça”bir mesajla cevap vermiş: “Adam kazandı!” Küçükkaya bu bilgiyi ekrandan meraklı milyonlara aktarmış. Bunu yapmaya hakkı var mıymış! Bunu nasıl yaparmış! Medya etiği ne diyormuş? Bir parantez açayım: Medya etiğinden söz edilebilmesi için ortada bağımsız bir medyanın bulunması ve medya çalışanlarının bazı temel ilkelerde anlaşabilmesi gerekir: Bunların birincisi şu vaattir: “Gazeteci olarak ilk görevim gerçekleri kamuoyuna en kısa zamanda en doğru biçimde aktarmaktır.!” Medya etiği işte bu amacın hayata geçirilebilmesi için oluşmuş ve genel kabul görmüş ilkelerin bütünüdür. Ne yazık ki medyamızın büyük çoğunluğu şu anda etik (ahlak)ötesi bir bölgededir, halkın gerçekleri doğru biçimde öğrenmesi için değil, öğrenmemesi ya da yanlış öğrenmesi için çalışmaktadır. Yani, varlık nedeninin tam tersine düşen bir işlev üstlenmiştir. O durumda etik tartışması lüks bir kandırmaca olmaktan öteye geçmez. Tıpkı makineleri hileli bir kumarhanenin çalışanlarını tırnakları uzun olduğu için eleştirmeye benzer. Asıl hesap vermesi gerekenler makineleri bozan kumarhane sahipleridir. Türkiye’de medyanın büyük bir kısmı “etik ötesi” bölgededir derken bunu kastediyorum. Onlar evrensel etik ilkelerine değil sahiplerine hesap verirler. Buna isyan etmeyenlerin başkalarına etik sorgulama yapması kabul edilemez! Ben Küçükkaya ile Portakal’ın etik-içi bölgede bulunan gazeteciler olduklarına inanıyorum. Bence o gece tüm ülkenin beklediği haberi anında izleyicilerine aktarmaları yerindedir, ancak kendi güvenceleri adına bir ikinci mesajla doğrulamaları daha doğru olurdu. Siyasetçi-gazeteci ilişkisi her zaman sorunlu olmuştur. Siyasetçi, gazeteciyi kullanmaya çalışır, gazeteci ise siyasetçiden haber kaynağı olarak yararlanmak ister. Ne yani, Küçükkaya herkesin öğrenmeye çalıştığı bilgiyi alıp, onu ilerde hatıralarını yazarken mi kullanacaktı? Aktararak doğrusunu yapmıştır. O esnadaki ilişki ahpablık değil haber ilişkisidir! Durumun böyle olması “etik ötesi” bölgeye düşmüş olanlara etik eleştirisi yapmalarına hak kazandırmaz!
Gazeteci olarak bu haberi paylaşmayacaktı da , emekliliğinde anılarını yazdığı kitabında mı paylaşacaktı…
Prof.Dr.Haluk Şahin