Gündem, Kültür - Sanat, Manşet

Sanatta üçüncü dalga! İstanbul’da sanat neden ‘patladı’?

İstanbul eylül ayıyla birlikte sanat alanında çok önemli bir viraj alıyor. Art arda açılan müzeler, bienal, sanat fuarı, fuar anlamına gelen sergiler ve öteki yan etkinliklerle birlikte bakınca İstanbul yeniden (hem beklenen hem de beklenmeyen şekilde) dünya sanat haritasına oturdu. Ne anlama geliyor bu açılım, nereden kaynaklandı? Bu soruyu serinkanlılıkla irdelemeli. Çünkü hiçbir şey bir çırpıda olmadığı gibi nedensiz bir oluşum da söz konusu değil.
Yakın dönemde, yani 1980 sonrasında İstanbul’da sanatın iki büyük yükselen dalgasına tanık olduk. İlki, 1980’den hemen sonraydı. Özal döneminin getirdiği dışa dönük politikalar yeni bir zengin kuşağı yaratmıştı. Özal muhafazakâr bir politikacıydı ama Türkiye’nin Tanzimat ve Cumhuriyet sonrasında girdiği Batılılaşma kulvarının bütün değerlerini kabul etmişti. Döneminde zengin olanlar, servet edinenler de Batı’yla çelişkisi olmayan, onu benimsemiş isimlerdi ve Cumhuriyet dönemi elitlerinin galiba son halkasıydı. Bunlar aileleri, babaları da zengin olan Cumhuriyet burjuvazisinin çok iyi yetişmiş insanlarıydı.